ana sayfa
istisan istisan

KAMUOYUNA ;

KAMUOYUNA ;

Kamuoyuna;

Şehrimiz ve ülkemiz son bir aydır olağanüstü günler yaşıyor. Gezi Parkı direnişi ile başlayan toplumsal çığlık, ülkenin dört bir yanına yayılmış ve demokrasiye gerçekten kimin inandığının turnusol kağıdı işlevini görmüştür. Her fırsatta Avrupa ve Amerika'dan verilen örneklerin aksine, "haber kanalı" olarak bilinen TV kanallarının günlerce tüm olup bitenleri görmezden, duymazdan gelmesi ve haber yapmaması bile günümüz siyasal rejiminin ne kadar baskıcı olduğunun en önemli kanıtıdır.

Halkın polisi olması gereken polislerin, sürekli kalabalıkların üstüne saldırması ile oluşan gerginliğin tek sorumlusu bu emirleri verenler ve hiç bir şekilde barış diliyle konuşmayanlardır. Toplumun her kesiminden gelen sessiz çığlıklara, sürekli seçim galibiyetlerini gerekçelendirerek, "haksızsınız ve azsınız" denilerek kötü davranılmış, halkımız; iktidara oy verenler (işte gerçek Türkiye) ve vermeyenler (çapulcular) olarak ikiye bölünmek istenmiştir. Gezi Parkı’nda demokratik talepleriyle bir araya gelen ve onurlarını korumak isteyen her görüşten yüzbinler ise böyle bir ayrışmanın olmadığının ve başarılamadığının en güzel örneğidir.

Her baskıcı rejimde olduğu gibi, kendilerine gösterilen toplumsal tepkilerin ardından başlayan cadı avında sanatçılar da hedef gösterilmekte ve kendi payına düşeni fazlasıyla almaktadır.Herkes şunu bilmelidir ki; böyle bir baskıya maruz kalan, sanat için, insan için , Türkiye için daha fazla özgürlükten ve demokrasiden başka bir derdi olmayan her meslektaşımızın sonuna kadar yanında olacağız!!!


Sevgili hemşehrilerimiz, ülkemizin değerli insanları, sahibi olduğunuz Şehir Tiyatroları ve Türkiye geneline yayılmış tüm ödenekli sanat kurumları yine tepeden inme bir yasa değişikliğiyle, direkt başbakanlığa bağlı  11 kişiden oluşması öngörülen "Türkiye Sanat Konseyi" adlı bir kuruma bağlanmak istenmektedir. Hangi isimlerden oluşacağını bilmediğimiz bu konseyin tek bir şeyinden eminiz; o da özgür karar vermekten yoksun bir sansür kurulu olacağı. Çünkü bu konsey, toplumsal bir mutabakat aranmadan ve sanatçılara sorulmadan oldu bittiye getirilerek kurulmaya çalışılmaktadır. Tiyatrolarımızın, opera ve balenin, orkestraların hangi eserleri sahneleyeceği, bundan sonra bu 11 kişilik konseye ve dolayısıyla direkt bağlı oldukları başbakanlığa, bir başka deyişle başbakana kalmış bir karar olacaktır.

Ekonomiyi, adaleti, medyayı, kolluk kuvvetlerini ve daha nicesini tek başına yöneten bu zihniyetin sanat kurumlarını da tek elden yönetmek istemesi ve bunu "demokratik" olarak lanse etmesi kabul edilemez. Bu oyuna gelmeyiniz. Sizleri ödenekli sanat kurumlarınıza bir kez daha sahip çıkmaya çağırıyoruz, çünkü bu kurumların sahibi gelip geçici siyasal iktidarlar değil, sizlersiniz. 


İŞTİSAN

(İSTANBUL ŞEHİR TİYATROSU SANATÇILARI DERNEĞİ)